Yazı

KAYGI VE PANİK BOZUKLUK

02 Mar 2026

Kaygı ve Panik Bozukluk

Kaygı, günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Sınav öncesinde, önemli bir görüşmeye hazırlanırken veya belirsizlik yaşadığımız dönemlerde kaygı hissedebiliriz. Belirli düzeyde kaygı, kişinin olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmasını sağlayan doğal bir tepki olarak değerlendirilebilir.

Ancak kaygının yoğunlaşması, bedensel belirtilerin artması ve kişinin bu belirtileri tehlikeli olarak yorumlaması bazı durumlarda panik yaşantısına dönüşebilir. Kalp atışlarının hızlanması, nefes darlığı, terleme, titreme, baş dönmesi veya kontrolü kaybetme korkusu gibi belirtiler kişide ciddi bir tehlike olduğu düşüncesini oluşturabilir.

Kaygının günlük stresle nasıl farklılaştığını merak ediyorsanız “Kaygı ile Stres Arasındaki Fark Nedir? Belirtileri Nasıl Ayırt Edilir?” başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Kaygı Nedir?

Kaygının bütün özelliklerini kapsayan tek bir tanım yapmak kolay değildir. Bununla birlikte kaygı, hemen herkesin yaşamının belirli dönemlerinde deneyimlediği bir duygudur. Bir sınav öncesinde, beklenmedik bir ses duyulduğunda veya kişinin kendisini tehdit altında hissettiği başka durumlarda ortaya çıkabilir.

Kaygıya yalnızca endişeli düşünceler değil, çeşitli bedensel belirtiler de eşlik edebilir. Baş dönmesi, bulanık görme, uyuşma, kaslarda gerginlik, nefes darlığı, terleme veya kalp atışlarının hızlanması bunlardan bazılarıdır.

Kişi bu bedensel belirtilerin kaygıyla ilişkili olabileceğini bilmediğinde, belirtileri ciddi bir fiziksel sorun olarak yorumlayabilir. Bu yorum da yaşanan kaygının daha fazla artmasına neden olabilir.

Kaçma-Savaşma Tepkisi Nedir?

Kaygı, kişinin tehdit veya tehlike algısına karşı geliştirdiği doğal bir tepkiyle ilişkilidir. Bu tepki sıklıkla “kaçma-savaşma tepkisi” olarak adlandırılır.

Kişi bir tehlike algıladığında veya öngördüğünde beden hızla harekete geçmeye hazırlanır. Otonom sinir sisteminin bir parçası olan sempatik sinir sistemi etkinleşir ve vücutta çeşitli değişiklikler meydana gelir.

Kalp atışlarının hızlanması, solunumun değişmesi, kasların gerilmesi ve terlemenin artması bu sürecin parçalarıdır. Bu değişikliklerin temel amacı organizmayı algılanan tehlikeye karşı hazırlamaktır.

Tehlike ortadan kalktığında ise parasempatik sinir sistemi devreye girerek bedenin yeniden dinlenme durumuna dönmesine yardımcı olur.

Kaygının Bedensel Belirtileri Neden Ortaya Çıkar?

Kaçma-savaşma tepkisi sırasında kalp atım hızı ve kalbin kasılma gücü artabilir. Bunun sonucunda kişi kalbinin çok hızlı veya güçlü attığını hissedebilir.

Solunumun hızlanmasıyla birlikte nefes darlığı, göğüste sıkışma veya boğulma hissi yaşanabilir. Kan akımındaki değişiklikler nedeniyle ellerde ve ayaklarda soğuma, uyuşma veya karıncalanma görülebilir.

Terleme artabilir, ağız kuruluğu ortaya çıkabilir ve sindirim sisteminin çalışmasındaki değişiklikler nedeniyle karın bölgesinde rahatsızlık hissedilebilir.

Kasların harekete hazırlanması nedeniyle kas gerginliği, titreme veya vücudun çeşitli bölgelerinde ağrı da görülebilir.

Kaygı Dikkati Nasıl Etkiler?

Kaçma-savaşma tepkisinin önemli etkilerinden biri kişinin olası tehlikelere karşı daha dikkatli hale gelmesidir.

Bu nedenle yoğun kaygı yaşayan kişi günlük işlerine odaklanmakta zorlanabilir. Dikkat dağınıklığı veya unutkanlık yaşayabilir.

Bazen ortada açık bir tehdit bulunmadığında kişi yaşadığı bedensel belirtilere bir açıklama bulmaya çalışabilir. Bu durumda “Bana bir şey oluyor”, “Kontrolümü kaybedeceğim” veya “Ciddi bir hastalığım olabilir” gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Bu düşünceler kişinin yaşadığı belirtileri daha tehlikeli algılamasına ve kaygının daha da artmasına neden olabilir.

Panik Atak Nasıl Ortaya Çıkabilir?

Panik sırasında kişi ani ve yoğun bedensel belirtiler yaşayabilir. Bu belirtilerin kendisi de kişi tarafından bir tehlike olarak algılanabilir.

Örneğin kalp atışlarının hızlandığını fark eden kişi bunun tehlikeli olduğunu düşünürse korkusu artabilir. Artan korku kaçma-savaşma tepkisini daha fazla harekete geçirerek kalp atışlarının daha da hızlanmasına veya başka bedensel belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilir.

Böylece bedensel belirti, tehlikeli yorum ve artan kaygı arasında bir döngü oluşabilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi açısından bu döngünün anlaşılması önemlidir. Kişinin bedensel duyumları nasıl yorumladığı, yaşadığı kaygının devam etmesinde rol oynayabilir.

Panik Belirtilerini Neler Tetikleyebilir?

Bedensel belirtilerin ortaya çıkmasının tek nedeni korku değildir.

Yoğun stres dönemleri, uykusuzluk, fazla kafein tüketimi, fiziksel yorgunluk veya kişinin nefes alışverişindeki değişiklikler de bazı bedensel duyumların daha fazla fark edilmesine neden olabilir.

Daha önce panik yaşamış bir kişi, bedenindeki değişikliklere karşı daha dikkatli hale gelebilir. Normalde önemsemeyeceği bir kalp atışını, nefes değişikliğini veya baş dönmesini daha hızlı fark edebilir.

Kişi bu belirtileri geçmişte yaşadığı panikle ilişkilendirdiğinde yeniden korku yaşayabilir. Bu nedenle yalnızca belirtilerin kendisi değil, kişinin bu belirtilere verdiği anlam da önemlidir.

Panik Sırasında Kontrolü Kaybetme Korkusu

Panik yaşayan bazı kişiler kontrolünü kaybetmekten, bayılmaktan veya çevresindekilerin önünde kötü bir duruma düşmekten korkabilir.

Yoğun kaygı sırasında kişi kendisini şaşkın, çevresinden kopmuş veya dikkati dağılmış hissedebilir. Bu hisler kişinin “Kontrolümü kaybediyorum” şeklinde düşünmesine neden olabilir.

Bu düşüncenin kendisi de yaşanan korkuyu artırarak panik döngüsünün devam etmesine katkıda bulunabilir.

Panik Atak ve Fiziksel Belirtiler

Panik sırasında ortaya çıkabilen göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtiler başka fiziksel durumlarda da görülebilir.

Bu nedenle özellikle ilk kez ortaya çıkan, şiddetli, alışılmadık veya devam eden fiziksel belirtilerin yalnızca kaygıya bağlı olduğu varsayılmamalıdır. Gerektiğinde uygun bir sağlık değerlendirmesi yapılması önemlidir.

Fiziksel bir neden bulunmadığı durumlarda kişinin bedensel belirtileri nasıl yorumladığı ve bu belirtilere nasıl tepki verdiği psikolojik değerlendirme sürecinde ele alınabilir.

Kaygı ve Panik İçin Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?

Zaman zaman kaygı yaşamak günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak kaygı veya panik kişinin günlük yaşamını, işini, eğitimini, ilişkilerini veya sosyal hayatını belirgin biçimde etkilemeye başladıysa psikolojik destek değerlendirilebilir.

Özellikle kişinin yeniden panik yaşayacağı düşüncesiyle belirli ortamlardan kaçınmaya başlaması, sürekli bedensel belirtilerini kontrol etmesi veya kaygı nedeniyle günlük aktivitelerini sınırlandırması durumunda profesyonel destek düşünülebilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımında kişinin kaygıyla ilişkili düşünceleri, bedensel duyumlara verdiği anlamlar ve kaçınma davranışları üzerinde çalışılabilir.

Psikolog Efe Yılmaz ile Bahçeşehir 1. Kısım’da yüz yüze veya online psikolojik danışmanlık görüşmeleri gerçekleştirilmektedir.

Görüşme süreci ve uygun randevu seçenekleri hakkında bilgi almak için randevu sayfası üzerinden iletişim kurabilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tanı veya tedavi yerine geçmez.

← Tüm yazılar